Pantone Renk Enstitüsü, 2028 yılı için hazırladığı renk öngörülerini, sadece estetik bir tercih olarak değil, dijitalleşmenin yoğunlaştığı bir dönemde toplumsal ve psikolojik bir tepki olarak tanımlıyor. Uzmanlar, yapay zekânın sunduğu sınırsız ve kusursuz üretim imkânlarına karşı, tüketicilerin daha "insanî" ve "yaşanmışlık" barındıran değerlere yöneldiğini vurguluyor.
2028 Renk Paletlerinde Dört Temel Eğilim
Pantone’un 2028 projeksiyonu, insan davranışlarını temel alan dört farklı kategoriden oluşuyor:
- Oyun (Play): Şeker pembesi, çimen yeşili, yağmurluk sarısı ve su mavisi gibi tonlardan oluşan bu palet, optimize edilmiş ve verimlilik odaklı iş hayatına karşı bir tepkiyi temsil ediyor. Uzmanlara göre bu renkler, tüketicilerin "deneme yanılma" ve "hafiflik" arayışının bir yansıması olarak öne çıkıyor.

- Geçmişle Bağ (Legacy): Koyu turkuaz, eskimiş bordo ve soluk siyah gibi renklerle betimlenen bu grup, zaman içinde değer kazanmış estetiğe duyulan özlemi yansıtıyor. Geçmişi bir kaçış noktası değil, zanaatın ve anlamın kaynağı olarak konumlandırıyor.
- Kusurlu (Flawed): Dijital dünyanın sunduğu pürüzsüz ve filtrelenmiş estetiğe karşı duruş sergileyen bu palet; mineral griler ve yıpranmış yüzey tonlarını kapsıyor. Kusurların meşrulaştırıldığı bu yaklaşım, yaşanmışlığın ve onarılmış nesnelerin taşıdığı hikâyeye değer veriyor.
- Empati (Empathy): Dijitalleşmenin getirdiği kopukluğa karşı fiziksel temas ihtiyacını vurgulayan bu palet, sıcak ve yumuşak tonlardan oluşuyor. İnsanların bağlantı kurma, korunma ve aidiyet ihtiyacına duyusal bir karşılık vermeyi hedefliyor.

Tasarımda "İnsana Dokunmak" Esas Olacak
Pantone Renk Enstitüsü Başkanı Laurie Pressman, sunumunda yapay zekânın estetik varyasyonlar üretme konusunda oldukça yetkin olduğunu ancak "dönemin ruhunu" kavramakta yetersiz kaldığını belirtti. Yapay zekânın hızla çoğalttığı içeriklerin aksine, 2028 tasarım dünyasının başarısını "insanda gerçek bir duygu uyandırabilme" yeteneği belirleyecek.
Bu yeni trendler; tasarımcıların, mimarların ve marka stratejistlerinin önümüzdeki dönemde daha "eksik olmayı göze alan", yaşanmışlık hissi veren ve gerçek duygu aktarımı sağlayan projelere odaklanacağını ortaya koyuyor.