Risk ve insan sermayesi yönetimi alanında global bir referans olan Aon, Kasım 2025 ile Ocak 2026 tarihleri arasında 62 ülkeden 2 bin 361 yönetici ve İK profesyonelinin katılımıyla gerçekleştirdiği kapsamlı araştırmanın sonuçlarını paylaştı.
Türkiye’den 62 üst düzey yetkilinin dahil olduğu veriler, Türk iş dünyasının yapay zeka dönüşümünü sadece bir teknoloji yatırımı olarak değil, bir “insan odaklı dönüşüm” olarak kurguladığını kanıtladı.
İK Veri Yönetiminde Yüzde 50 ile İleri Seviye
Araştırma sonuçları, Türk şirketlerinin dijital yetkinliklerinin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Türkiye’de kurumların “İK veri olgunluğunu” ileri seviyede tanımlayan yöneticilerin oranı yüzde 50’ye ulaşırken, “çalışan değer önerisini” güçlü bulanların oranı yüzde 33 olarak kaydedildi. Bu veri, küresel ortalamadaki yüzde 19’luk orana kıyasla Türkiye’nin çalışan bağlılığı ve veri yönetimi stratejilerinde dünya genelinden pozitif yönde ayrıştığını gösteriyor.
Hibrit çalışmada Türkiye'nin başarısı dikkat çektiHibrit Modelde Türkiye Farkı
Esnek çalışma kültürüne uyum konusunda da Türkiye, dünya genelinden daha çevik bir performans sergiliyor. Hibrit çalışma modelinin benimsenme oranı, yüzde 60 olan küresel ortalamayı 7 puan geride bırakarak Türkiye’de yüzde 67 seviyesine ulaştı. Ofisten çalışma tercihlerinde ise Türkiye yüzde 26 ile dünya ortalamasıyla (yüzde 27) neredeyse paralel bir çizgide ilerliyor.
“Geleceğin Kazananları Teknolojiyi İnsanla Buluşturanlar Olacak”
Araştırma verilerini değerlendiren Aon Türkiye Sağlık ve Yan Haklar Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, Türkiye'de şirketlerin yapay zeka yatırımlarını hızlandırdığını ancak sürdürülebilir bir başarı için teknolojinin insan yetenekleriyle buluşması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Araştırma sonuçları bize gösteriyor ki geleceğin kazanan şirketleri yalnızca yapay zekaya yatırım yapanlar değil; çalışanlarını yeni becerilerle donatan, sürekli öğrenme kültürünü güçlendiren ve veri odaklı insan yönetimini benimseyen kurumlar olacak. Yapay zeka yetkinliği, yetenek dönüşümü ve çalışan deneyimi önümüzdeki dönemde rekabet avantajının temel belirleyicileri arasında yer alacak. Türkiye'nin insan kaynağı ve veri yönetimi alanındaki güçlü performansı, bu konuda önemli bir avantaj sunuyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir rekabet gücüne dönüşebilmesi için çalışanların yeni becerilerle desteklenmesi ve sürekli öğrenme kültürünün güçlendirilmesi gerekiyor.”
Çalışanların Beklentisi ile Sunulan Haklar Arasında Makas Açılıyor
Araştırma, işverenlerin dijital dönüşüm hızına karşın, çalışanların esenlik (wellbeing) beklentilerinin karşılanmasında bazı “yönetimsel boşluklar” olduğunu da ortaya koyuyor. Çalışanların yüzde 72’si “kişiselleştirilebilir yan hakları” öncelikli bulduğunu belirtirken, işverenlerin bu esnekliği sunma oranı yalnızca yüzde 26’da kalıyor. Ayrıca liderlik kademesinin çalışan esenliğini güçlü biçimde sahiplendiğine inananların oranı yüzde 20’yi geçemiyor.
Özellikle çocuk bakımı, kadın sağlığı, aile kurma süreçleri ile finansal eğitim ve danışmanlık hizmetleri, çalışanların en fazla destek beklediği alanlar arasında ilk sıralarda yer alıyor.
Önümüzdeki 3 Yılın Altın Yetkinlikleri: Adaptasyon ve Liderlik
Yapay zeka yetkinlikleri konusunda Türk çalışanların iyimser ve temkinli bir dengede olduğu görülüyor. Katılımcıların yüzde 93’ü yapay zekanın yeni fırsatlar yaratacağını düşünürken, yüzde 86’lık bir kesim otomasyonun mevcut rolleri tamamen yok etmeyeceğini, aksine “dönüştüreceğini” öngörüyor.
Araştırmaya göre, organizasyonel başarının anahtarı olarak görülen önümüzdeki üç yılın kritik yetkinlikleri ise şu şekilde sıralanıyor:
- Adaptasyon ve değişim yönetimi
- Liderlik ve insan yönetimi
- Dijital yetkinlik ve teknoloji adaptasyonu
Sonuç olarak Türkiye, teknoloji yatırımlarıyla dijitalleşmeyi hızlandırırken; yapay zekanın sunduğu verimliliği, sürekli öğrenme kültürü ve veri odaklı bir insan yönetimi stratejisiyle birleştirerek küresel ölçekte rekabetçi bir konumda yer alıyor.