Şubat ayı olağan meclis toplantısında konuşan Kestelli, AB’nin söz konusu anlaşmalarla bu ülkelerden ithal edilen ürünlerde gümrük vergilerini büyük ölçüde kaldıracağını belirterek, “Türkiye pek çok sektörde pazar payını kaybetme riskiyle karşı karşıya gelecek. Kısa ve orta vadede otomotiv, makine, kimya, tarım ve elektronik sektörlerinin yeni süreçten olumsuz etkileneceği öngörülüyor” dedi.
Türkiye’nin ihracatının yüzde 41’ini AB’ye yaptığını hatırlatan Kestelli, yeni serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye açısından “kötü haber” anlamına geldiğini, birçok malın Hindistan ve Latin Amerika’dan daha ucuza alınabileceğini vurguladı.
“Yapısal Adımlarla Dönüşüm Sağlamalıyız”
Kestelli, Hindistan’ın düşük işçilik maliyetleri ve yüksek üretim kapasitesiyle öne çıktığını belirterek Türkiye'nin bu durumda atması gereken iki stratejik adımın olduğuna işaret etti. Kestelli, konuyla ilgili şunları kaydetti:
"Öncelikle ve hızla, aleyhimize çalışan gümrük birliğinin revize edilmesini temin etmek gerekiyor. İkinci olarak da yapısal adımlarla emek yoğun sektörlerin dönüşümünü sağlamalıyız.
Katma değerli üretim sonucu ortaya çıkan teknoloji yoğun ürünlerin muadillerini elde etmek, emek yoğun sektörlerdeki ürünlere kıyasla zor olduğundan bu senaryoda Türkiye'nin ithalat ve ihracatı, kendi söz hakkı bulunmayan anlaşmalara bağlı olmaktan görece kurtulacak ve en azından bu tarz durumlardan daha az etkilenecektir.
Teknoloji yoğun ürünlerin üretimi için kurulması gereken altyapı oluşturulduğunda otomasyon teknolojileri de gelişeceğinden birim maliyeti düşürmek mümkün hale gelecek ve bu sayede Türkiye efektif şekilde daha verimli ve daha kaliteli ürünler üretebilecektir.
Bu gerçekleşmediği takdirde Türkiye üretimde ucuz emeğe ve katma değersiz üretime devam etmek zorundadır ki bu da hem işçi ücretlerini artırmayarak refahı kısıtlamak hem de diğer ülkeler tarafından ticari rekabet baskısı altında kalmak anlamına gelir."