Kurulduğu günden bu yana kaliteden ödün vermeyen hizmet anlayışıyla Türk sanayisinin güvenilir ham madde tedarikçilerinden biri olan Kimteks, küresel üreticilerle kurduğu güçlü distribütörlük bağları ile dikkat çekiyor. Boya, kaplama ve yapı kimyasalları alanında sunduğu özelleştirilmiş çözümlerle yerel ve uluslararası pazarda önemli bir rol üstlenen şirket; doğaya, insan sağlığına ve sürdürülebilirliğe verdiği önemle de sektörde dikkat çekiyor. Bu röportajımızda Kimteks Coatings & Construction İş Birimi Müdürü Can Güngör ile şirketin yenilikçi çözümlerini, dinamik iş geliştirme stratejilerini ve distribütörlük dünyasındaki güçlü konumunu konuştuk.
- Okuyucularımız için kısaca kendinizden ve sektördeki profesyonel özgeçmişinizden bahseder misiniz?
Ben Can Güngör. Kimya sektöründe 16 yılı aşkın süredir özellikle boya, kaplama ve yapı kimyasalları alanlarında satış, pazarlama ve iş geliştirme üzerine çalışıyorum. Kariyerim boyunca hem üretici hem de distribütör tarafında görev alarak sektörün farklı dinamiklerini yakından deneyimleme fırsatı buldum.
Son 8 yıldır, bunun 2,5 yılı Ravago bünyesinde olmak üzere, Kimteks Kimya'da Coatings & Construction İş Birimi Müdürü olarak görev yapıyorum. Bu görev kapsamında yeni tedarikçi iş birliklerinin geliştirilmesi, iş geliştirme faaliyetleri, ürün portföyü yönetimi, satış ve pazarlama stratejilerinin oluşturulması ile Türkiye ve çevre ülkelerde sürdürülebilir ve kârlı büyümenin sağlanmasına odaklanıyorum.
Akademik olarak Ekonometri lisans eğitiminin ardından İşletme Yönetimi alanında yüksek lisans yaptım. Teknik bilgi ile ticari bakış açısını bir araya getirmenin, kimyasal ham maddeler sektöründe kalıcı başarının temel unsurlarından biri olduğuna inanıyorum. Bu doğrultuda müşterilerimize yalnızca ürün sunmayı değil, onların rekabet gücünü artıracak katma değerli çözümler geliştirmeyi temel çalışma prensibi olarak benimsiyorum.
- Son dönemde bünyenize katılan yeni şirketlerle birlikte organizasyonunuzda köklü yapısal değişiklikler olduğunu gözlemliyoruz. Yeni senede bu genişleme hamlesi, yönetim modelinize ve şirketin gelecekteki büyüme stratejisine nasıl yansıyacak?
Kimteks Kimya olarak büyümeyi yalnızca ölçek artırımı olarak değil, yetkinlikleri güçlendiren ve katma değeri artıran stratejik bir dönüşüm olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda, Ravago ailesinin bir parçası olan Color & More ve Turkuaz Kimya’nın Kimteks Kimya çatısı altında faaliyet göstermeye başlaması, bu vizyonun önemli bir yansıması.
40 yılı aşkın sektörde edindiğimiz deneyimi, Color & More ve Turkuaz Kimya’nın uzmanlık alanlarıyla birleştirerek; daha geniş bir ürün portföyü, daha güçlü çözüm setleri ve daha sürdürülebilir hizmet modelleri sunmayı hedefliyoruz. Bu yapı sayesinde müşterilerimize sadece ürün çeşitliliği değil, aynı zamanda farklı ihtiyaçlara daha hızlı ve bütüncül yanıt verebilen bir organizasyon modeli sunuyoruz.
Bu genişleme hamlesi, yönetim modelimize de net şekilde yansıyor. Daha çevik, iş birliğine dayalı ve uzmanlık odaklı bir organizasyon yapısına geçiyoruz. Farklı şirketlerden gelen bilgi birikimi ve deneyimi tek bir çatı altında konsolide ederek, karar alma süreçlerimizi hızlandırıyor ve pazara daha yakın bir yapı oluşturuyoruz.
- Can Bey, Kimteks denince akla genelde güçlü bir lojistik ve tedarik ağı geliyor. Ancak "İş Geliştirme ve İnovasyon" kavramlarını distribütör kimliğinizin tam merkezine koyuyorsunuz. Bir distribütör için sadece "ürün satmak" neden yeterli değil? Sizin bu noktadaki farkınız nedir?
Bugünün rekabetçi ve hızla dönüşen kaplama sektöründe yalnızca “ürün sağlayan” bir distribütör olmak artık yeterli değil. Müşterilerimizin ihtiyaçları da beklentileri de çok daha kapsamlı hale geldi. Doğru ürünü zamanında ulaştırmak elbette olmazsa olmazımız; ancak Kimteks olarak biz bunu işin başlangıç noktası olarak görüyoruz.
Bizim bakış açımızda distribütör, yalnızca tedarik zincirinin bir halkası değil; müşterisinin iş ortağıdır. Bu nedenle İş Geliştirme ve İnovasyonu distribütör kimliğimizin merkezine koyuyoruz. Müşterilerimizin üretim süreçlerini, teknik ihtiyaçlarını, pazardaki trendleri ve regülasyonları yakından takip ediyor; yalnızca bugünün değil, yarının ihtiyaçlarını da birlikte şekillendirmeyi hedefliyoruz.
- Portföyünüzdeki "yeni nesil" polimer ve reçine çözümleri sektörde çok konuşuluyor. Bu ürünleri Türkiye pazarına sunarken temel motivasyonunuz neydi?
Kaplama sektöründe hem global regülasyonlar hem de pazar beklentileri hızla değişiyor. Daha düşük VOC değerleri, sürdürülebilir ham maddeler, maliyet–performans dengesi, proses verimliliği ve ürün tutarlılığı artık temel ihtiyaçlar haline gelmiş durumda. Kimteks olarak yeni nesil polimer ve reçine çözümlerini portföyümüze dahil ederken temel motivasyonumuz, Türkiye’deki yerli üreticilerin bu dönüşüme güçlü ve rekabetçi şekilde ayak uydurabilmesini sağlamaktı.
Daha çevre dostu formülasyonlar, regülasyonlara uyum ve nihai üründe tutarlılık, özellikle ihracat yapan firmalar için ciddi bir rekabet avantajı yaratıyor.
Kimteks’in bu noktadaki farkı; ürünleri yalnızca tedarik etmekle sınırlı kalmaması. Teknik ekiplerimiz ve global iş ortaklarımızla birlikte, üreticilerimize formülasyon geliştirme, uygulama ve optimizasyon süreçlerinde aktif destek sağlıyoruz. Böylece yeni nesil polimer ve reçineler, sadece bir ham madde değil; üreticinin katma değer yaratan, sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayan bir çözüm haline geliyor.
- Dijitalleşme ve yapay zekâ sektörü nasıl dönüştürüyor? Kimteks Kimya bu konuda nasıl ilerliyor?
Artık veriye dayalı çalışma, süreçlerin dijitalleşmesi ve şeffaflık; rekabet avantajından ziyade sektörün yeni standartları haline geliyor.
Kimteks Kimya olarak bu dönüşüme erken adapte olmayı ve dijitalleşmeyi iş modelimizin temel yapı taşlarından biri haline getirmeyi stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın en somut örneği ise geliştirdiğimiz e‑Kimteks dijital müşteri platformu. E‑Kimteks, müşterilerimizin siparişten numune taleplerine, TDS–MSDS ve analiz sertifikalarından raporlamaya kadar pek çok süreci tek bir dijital platform üzerinden, hızlı ve şeffaf bir şekilde yönetebilmesini sağlıyor.
E‑Kimteks sayesinde hem müşterilerimizin operasyonel yükünü azaltıyor hem de satış sonrası süreçleri daha izlenebilir ve sürdürülebilir hale getiriyoruz. Dijital platformumuz, yalnızca bir sipariş kanalı olmanın ötesinde; müşteriyle kurduğumuz ilişkiyi güçlendiren, veriye dayalı içgörüler sunan canlı bir ekosistem olarak konumlanıyor.
- Yapı kimyasalları tarafında da ciddi bir ağırlığınız var. Türkiye'deki projelerin ve yapı sektörünün beklentileri son yıllarda nasıl bir evrim geçirdi? Siz bu değişen taleplere nasıl bir çözüm ortağı oluyorsunuz?
Türkiye’de yapı sektörü, son yıllarda yalnızca büyüklük ve hız odaklı projelerden; dayanıklılık, uzun ömür, sürdürülebilirlik ve performans kriterlerinin ön plana çıktığı bir yapıya doğru evrildi. Artık projelerde yalnızca maliyet değil; uygulama kolaylığı, sistem uyumu, sahada hata payını azaltan çözümler ve çevresel etkiler de belirleyici oluyor.
Kimteks Kimya olarak bu değişimi yakından takip ediyor ve yapı kimyasalları portföyümüzü bu doğrultuda şekillendiriyoruz. Sunduğumuz çözümlerle yalnızca ürün temin etmekle kalmıyor; projelerin teknik ihtiyaçlarını doğru analiz eden, uygulama süreçlerine hâkim ve sahadaki gerçek koşulları gözeten bir çözüm ortağı olarak konumlanıyoruz.
- Artık her sektörün gündemi çevre regülasyonları ve sürdürülebilirlik. Kimteks olarak, sunduğunuz kimyasalların çevre dostu olması noktasında nasıl bir seçicilik uyguluyorsunuz?
Öncelikle çalıştığımız tedarikçilerin sürdürülebilirlik vizyonu bizim için belirleyici bir kriter. Distribütörlüğünü yaptığımız global iş ortaklarının, çevresel etkiyi azaltmaya yönelik somut hedeflere, sertifikalara ve şeffaf raporlama sistemlerine sahip olmasına özellikle dikkat ediyoruz.
Seçiciliğimiz yalnızca ürünün içeriğiyle sınırlı değil. Aynı zamanda bu ürünlerin, müşterilerimizin sürdürülebilir üretim hedeflerine somut katkı sağlayıp sağlamadığına da bakıyoruz. Daha düşük karbon ayak izi, daha verimli prosesler, daha az atık ve uzun ömürlü performans sunmayan bir çözümü, çevre dostu olarak konumlandırmıyoruz.
Kimteks’in bu noktadaki rolü, üreticilere sadece “daha yeşil” ürünler sunmak değil; doğru ürünü, doğru uygulamada ve doğru formülasyonla kullanmalarına da destek olmak. Teknik ekiplerimizle birlikte, müşterilerimizin hem regülasyonlara uyum sağlamasına hem de sürdürülebilirlik yatırımlarını rekabet avantajına dönüştürmesine katkı sağlıyoruz.
- Türkiye boya ve kaplama sektörünün geleceğiyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Önümüzdeki yıllarda sektörün yönünü belirleyecek başlıca unsurların; çevre regülasyonları, Yeşil Mutabakat uyumu, enerji ve ham madde verimliliği, dijitalleşme ve inovatif ürün geliştirme olacağını düşünüyoruz. Düşük VOC’li sistemler, su bazlı ve solventsiz çözümler, daha uzun ömürlü ve fonksiyonel kaplamalar artık tercih değil, zorunluluk haline geliyor.
Özetle; önümüzdeki dönem, değişime hızlı uyum sağlayan, yeniliği iş yapış biçiminin merkezine koyan ve sürdürülebilirliği stratejik bir yatırım olarak gören oyuncular için önemli fırsatlar barındırıyor. Amacımız, Türkiye boya ve kaplama sektörünün global standartlarla daha güçlü bir şekilde entegre olmasına katkı sağlamak ve bu dönüşüm yolculuğunda müşterilerimizle birlikte büyümek.
- Sektöre yeni giren veya bu alanda kariyer yapmak isteyen genç profesyonellere, kimya dünyasının bugünkü dinamiklerini düşünürsek en önemli tavsiyeniz ne olurdu?
Kimya sektörü artık yalnızca teknik bilgiyle ilerleyen bir alan değil; çok disiplinli düşünebilen, değişime açık ve sürekli öğrenmeyi benimseyen profesyoneller için gerçek fırsatlar sunan bir ekosistem. Bu nedenle gençlere en önemli tavsiyem; güçlü teknik altyapılarını sektör bilgisiyle, iletişim becerileriyle ve dijital yetkinliklerle mutlaka desteklemeleri olur.
Son olarak; sabırlı olmalarını, merak duygularını kaybetmemelerini ve hata yapmaktan çekinmemelerini öneririm. Kimya sektörü emek isteyen, derinlikli ama bir o kadar da öğretici bir alan. Kendini geliştirmeye istekli, sorumluluk almaktan kaçınmayan genç profesyoneller için bu sektörün sunduğu imkanlar uzun vadede çok değerli.