Gıda işleme ve ileri teknoloji çözümleriyle dünya çapında güçlü bir konuma sahip Bühler, Türkiye’de de inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle dikkat çekiyor. Bühler Türkiye & Azerbaycan Genel Müdürü Fırat Sağlam ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; şirketin Türkiye’deki büyüme stratejilerini, dijitalleşme ve çevre dostu üretim yaklaşımını, sektöre sunduğu teknolojik çözümleri ve geleceğe dair hedeflerini konuştuk.
Röportaj / Interview: Simge Tonba
- Fırat Bey, kısaca kendinizden, özgeçmişinizden ve sektördeki profesyonel çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
1984 yılında Ankara’da doğdum. Kimya Mühendisliği eğitimimin ardından, ABD’de ve Türkiye’de teknik satış ve proses mühendisliği alanlarında farklı firmalarda çalıştıktan sonra 2013 yılında Bühler Türkiye bünyesine katıldım. Bühler kariyerim boyunca boya, mürekkep, kaplama ve diğer ilgili sektörlerin ıslak öğütme ve dispersiyon alanlarında; önce Türkiye ardından İran, Pakistan ve son olarak tüm Ortadoğu ve Afrika bölgesinde satış ve iş geliştirme alanlarında çalıştım.
2019 yılında Bühler Türkiye’ye dönerek tüm iş birimlerinden sorumlu satış direktörü olarak atandım. Bu süreçte Boğaziçi Üniversitesi’nde MBA derecemi aldım ve İngiltere Ashridge Hult Business School’da Bühler global yönetici geliştirme programını tamamladım. 2021 Nisan ayından itibaren ise Bühler Türkiye genel müdürlüğü görevini sürdürüyorum.
- Bühler’in boya ve kaplama teknolojilerindeki çözümleri Türkiye pazarında nasıl konumlanıyor? Bu alanda öne çıkan yeniliklerinizden bahseder misiniz?
Bühler, boya ve kaplama sektöründeki faaliyetlerini ‘Öğütme ve Dispersiyon’ iş birimi altında yürütmektedir. Bühler, ıslak öğütmeye ihtiyaç duyulan her proseste, her tanecik boyutu hedefinde ve her viskozitedeki ürün için, tüm ölçeklerde makine ve teknoloji üretimi yapabilen sayılı firmalardandır. Bu bağlamda Türkiye’de pigmentin değdiği her yerde veya öğütmenin olduğu hemen her fabrikada olduğumuzu söyleyebilirim.
Boya ve kaplama sektörünün her alanında, tüm konvansiyonel ve dijital baskı mürekkepleri üretimlerinde, ayrıca kozmetik ve tarım ilaçları gibi farklı uygulamaları da içine alacak şekilde kullanılan Cenomic™ serisi tam kapasiteli disk tipi yatay boncuklu değirmenlerimiz ve nano boyutlara kadar üretim yapabilen MicroMedia™ serisi benzersiz yüksek enerjili pin tipi dikey boncuklu değirmenlerimiz sektörün öncü teknolojileri olarak biliniyor.
Bu iki başat teknolojinin mükemmel bir tamamlayıcısı olan devrim niteliğindeki yeni teknolojimiz MacroMedia™ ile de oyunun kurallarını değiştirdiğimizi söyleyebilirim. Hem karıştırma hem de ön öğütme süreçlerini tek bir makinede topladığımız bu teknolojimiz sayesinde yeni inovatif gelişmelerin de kapılarını aralama şansı bulduk.
Öyle ki; müşterilerimiz MacroMedia™ sayesinde daha başlangıçta öyle başarılı partikül dağılımlarına ulaşabildiler ki bizler de son öğütme aşamasında daha da küçük boncuk çapları ile çalışabilen ve daha hızlı makineler geliştirme ihtiyacıyla karşılaştık. Bunun sonucunda MicroMedia Invicta™ ve Cenomic Horizon™ serisi yeni nesil değirmenlerimizi piyasaya sürdük.

- Bühler’in uluslararası iş birlikleri hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?
Bühler’in “Networking Days” adını verdiği her üç senede bir düzenlenen global bir etkinliği var. Burada, dünya genelindeki müşterilerimizin yanı sıra, akademiden start-up’lara, çözüm ortaklarımızdan tedarikçilerimize; gıda, mobilite ve kimya ekosistemi içerisindeki farklı pek çok paydaşlarımızla biraya geliyoruz.
Bu etkinliğin 2022 yılındaki manifestosu “Accelerating The Impact Together – Etkiyi Birlikte Hızlandırmak” idi. Burada müşterilerimizin ve dolayısıyla insanlığın ihtiyaçlarına çözümler üretmek için iş birliğinin önemini vurguladık. Farklı sektörlerdeki rakiplerimizle dahi ortak çalışma kültürleri geliştirmeyi amaçladık.
Ardından 2025 yılındaki etkinliğimizin başlığını “Multiplying The Impact Together – Etkiyi Birlikte Katlamak” olarak belirledik. Bu inisiyatifi büyütme hedefi ile yola devam ettik.
Bugün, Microsoft ile IOT entegre makine/tesis kurulumu ve yönetimi alanlarında ciddi çözümlerimiz mevcut. 50’yi aşkın farklı tedarikçi ve çözüm ortağımızla beraber anahtar teslim olarak dünyanın en büyük ambalaj mürekkebi tesislerinden birisini, en üst düzey otomasyon çözümleri ile Türkiye’de hayata geçirdik.
- Karbon ayak izini azaltmak artık lüks değil, bir zorunluluk haline geldi. Bühler Türkiye olarak sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm ile ilgili çalışmalarınız neler?
Bu konu, bir İsviçre firması olarak bizim sözde değil, özde odaklandığımız ve şirket performans hedeflerimizin en tepesinde yer alan bir konu. Bühler’in içerisinde bir “Sürdürülebilirlik” departmanı ve sadece bu konudan sorumlu ciddi bir çalışma ekibi var. Bu çalışmalarımızı temelde iki ana hedef doğrultusunda ilerletiyoruz.
Birincisi, Bühler’in kendi üretim operasyonlarındaki sera gazı emisyonlarını 2030 yılına dek yüzde 60, 2025 yılında dek yüzde 90 oranında azaltmak. Burada hedefe paralel ilerliyoruz. Dünya genelindeki 37 fabrikamızda tüm üretim operasyonlarımızın enerji ihtiyaçlarını, o ülkenin koşullarına uygun doğal kaynaklar ile karşılıyoruz.
İkinci hedefimiz, müşterilerimizin değer zincirinde, kullandıkları Bühler ekipmanlarının yüzde 50 daha az su, enerji ve atık ile çalışmaları. Bu sebeple, Bühler’de yeni geliştirilen teknolojilerin tüm tasarım, proses ve mühendislik çalışmaları bu hedefe yönelik yapılıyor, bu kriterleri karşılamayan projeler hayata geçirilmiyor. Aynı zamanda mevcut makine portföyümüz de bu hedeflere uygun retrofit paketleri ile yenilenebiliyor.

- Mürekkep ve dijital mürekkep teknolojilerinde son yıllarda büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Bühler Türkiye olarak bu dönüşüme nasıl katkı sağlıyorsunuz?
Dünya’daki ilk baskı mürekkebi, ofset dediğimiz gazete, dergi vb. uygulamalarda kullanılan türüydü ve sanayi devriminin ardından Bühler’in icat ettiği üçlü silindir makinelerinde üretildi. Buna paralel olarak banknot mürekkepleri de yine aynı şekilde yüksek viskoziteli üçlü silindir üretimi ürünler olarak piyasaya sunuldu.
Hızlı tüketim sektörünün gelişimi ve esnek ambalajların hayatımıza girmesiyle likit mürekkepler endüstride yer bulmaya başladı. Burada boncuklu değirmen teknolojilerine geçiş oldu. Bühler’in K-Mill™ serisi konik değirmenleri bu geçişin en önemli kilometre taşlarından biridir.
Ardından likit mürekkeplerin, tüketim alışkanlıklarının ve dolayısıyla ambalaj türlerinin de çeşitlenmesiyle yeni farklı tipleri ortaya çıktı. Geçmişte sadece 10-15 mikron altı olarak belirlenen hedef kalite değerleri; renk doygunluğu, parlaklık, kapatıcılık vb. yeni kalite kriterleri ile birlikte 5 mikron altına indi.
Bunun yanında reklamcılık ve tekstil sektörünün dönüşümü ile dijital mürekkepler hayatımıza girdi ve 100 nano boyutlarında tanecik boyutu hedefi olan bir pazar doğdu. Bizler zaten, bu dönüşümün sadece yakın bir takipçisi değil aynı zamanda teknolojik ihtiyaçlarına çözüm sunan başat bir unsuru olduk. 1.2 mm boncuk kullanımının yaygın olduğu bir pazarda, önce 0.8 mm boncuk kullanımlarını mümkün kıldık. Ardından MacroMedia™ devrimi ile MicroMedia Invicta™’da 0.1 ve 0.3 mm ve Cenomic Horizon™’da 0.3 ve 0.5 mm boncukların kullanılabileceği mükemmel proses çemberi tasarımlarını geliştirdik.
Bühler Türkiye olarak, bu teknolojilerin tamamında Türkiye’de test imkanlarını gerek müşterilerimizin sahasında gerekse servis merkezimizde birebir üretim ölçekli makineler ile sunabiliyoruz. Türkiye’deki yerel uzman ekiplerimiz, dijital dahil tüm mürekkep ve boya proses optimizasyon çalışmaları için ciddi yetkinlik seviyesine hizmet vermektedir.
- Bühler olarak MacroMedia™ teknolojinizin devrim niteliği taşıdığını vurguluyorsunuz. Bu teknoloji ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
Herhangi bir boya, kaplama ya da mürekkep ürününün; nihai partikül boyutu dağılımı, renk parlaklığı, renk doygunluğu, homojenliği gibi total kalite değerlerine ulaşmanın makine/teknoloji tarafındaki tek mümkün yolu, öğütme prosesinde mümkün olduğu kadar küçük boncuklar kullanabilmekten geçer.
Bunun için ilk olarak bu boncukların verimli bir şekilde kullanılabildiği makine tasarımlarına gerek duyulur. İkinci olarak ise, bu makineye beslenecek ürünün homojen ve bu boncuklara uygun ölçüde küçültülmüş ve daraltılmış bir partikül boyutu dağılımına sahip olması gerekir. Yani, sadece iyi karıştırılmış ve partiküllerin homojen olarak dağıldığı bir ara ürün değil, bunun yanında bu partiküllerin kristal bağ yapılarının kırıldığı gerçek bir ön öğütmeye ihtiyaç vardır.
Makine üreticileri on yıllar boyunca, önce yüksek hızlı mikserler sonra rotor-stator sistemli inline disperser teknolojileri ile bu hedefe ulaşmak için ürünler geliştirdiler. Fakat bu ekipmanlar sadece iyi birer karıştırıcı olmaktan öteye geçemedi. Biz, uzun ve zahmetli bir Ar-Ge ve inovasyon sürecinin sonunda MacroMedia™ teknolojisini yarattık.
Neden devrim; çünkü 6 lt’lik bir proses çemberinin içerisinden saatte 20 ton ürün akıtabildiğiniz, bu yüksek hızda rotor-stator sistemi ile mükemmel bir dispersiyon yaparken, aynı zamanda içerisindeki boncuklarla sektörde ilk defa gerçek bir ön öğütme de yapabildiğiniz; bunu patentli bir dinamik boncuk ayırma sistemi ve entegre pompa ile kompakt bir şekilde kullanabildiğiniz bir teknoloji. Bu yüzden sadece Türkiye’de değil, tüm Dünya’da oyunun kuralını değiştiren bir teknoloji oldu.
- Boya ve kaplama sektöründe Bühler Türkiye’nin 2027 yılına dair öncelikli hedefleri neler? Bu dönemde hangi teknolojik yatırımları planlıyorsunuz?
Türkiye’de boya sektörü uzun yıllar boyunca inşaat boyalarının ağırlıklı olduğu bir sektör oldu. Bugün de durum böyle olmasına rağmen, katma değeri yüksek sanayi boyaları, bobin boyaları, otomotiv boyalarının gibi ürünlerin de üretim paylarının arttığını görüyoruz.
Bunun yanında mobilya, deniz boyaları gibi ürünler de boyanın girdiği farklı sanayi dallarının güzel örnekleri. Burada hem yerel hem de global rekabet çok yoğun. Üreticilerin ham madde ve lojistik maliyetlerinin minör farklar yarattığı ve pazar fiyatlarının dar bir aralıkta gidip geldiği bir ortamda; tekrar edilebilir, verimli ve kaliteden ödün vermeden ham maddeden tasarrufu mümkün kılan üretim teknolojilerinin önemi ortaya çıkıyor. Bu farkındalığın tüm boya sektöründe, özellikle renk pastası üretimlerinde net bir şekilde yükseldiğini gözlemliyorum. Buna katkı sağlamak amacıyla, Bühler İzmir Servis Merkezi’mizin kapasitesini 1200 m2’ye çıkartarak hem üretim hem de laboratuvar ölçekli deneme çalışmalarını müşterilerimize sunmaya başlıyoruz.
Mevcut makinelerimizin, Bühler yazılımları içeren yeni nesil kontrol sistemleri ile dijital dönüşüm paketlerini çıkarıyoruz. Yeniden dizayn ettiğimiz “Bühler Servis Anlaşmaları” ile yıllık önleyici bakım ve onarım hizmetlerini sistematik ve esnek bir şekilde yerel servis operasyon ekibimiz ile gerçekleştiriyoruz. Global düşünüp, yerel hareket etmek, Bühler’in global yüksek teknoloji ve servis kalitesi anlayışını, insana ve reel ihtiyaçlara odaklanarak yerel yetkinlik ve hizmetlerle sunmak en büyük yatırımımız.
- Boya ve kaplama tesislerinde Endüstri 4.0 kapsamında hangi dijital çözümleri geliştiriyorsunuz?
Bühler’in tüm segmentlerinde kullandığı ve Mercury™ adını verdiği kendi yazılımı mevcut. Microsoft ile IOT entegrasyonu ile geliştirdiğimiz bu yazılım ile tekil makineden hat çözümlerine ve komple tesis otomasyonuna kadar 360 derece fabrika otomasyon ve kontrol sistemleri sunuyoruz. Bu yazılım sayesinde veriler anlık gözlemlenebildiği gibi prosese ait tüm veriler bulut sisteminde depolanıyor. Bu sayede herhangi bir dönemdeki verimlilik değişimleri anında gözlemlenebiliyor ve sürekli öğrenen AI tabanlı sistem sayesinde soruna yönelik proses ya da reçete optimizasyonları uygulanabiliyor.
Tüm bu verilere, analitik ve grafik raporlar halinde isterseniz cep telefonunuzdan isterseniz tabletinizden, istediğiniz yerden ulaşmanız da mümkün.
Bunun yanında yine aynı tabanı kullandığımız ve bakım-onarım süreçleri için geliştirdiğimiz ProPlant™ paketimiz var. Bu pakette, tesisinizdeki Bühler olmayan ekipmanlar dahil tüm hatlarınızı tek bir sistem üzerinden takip edebilir, bakım-onarım noktalarını listeleyebilir, planlayabilir ve yürütebilirsiniz.
Bu süreçlerde ortaya çıkan ihtiyaçlarınızda, online yedek parça platformumuz olan myBühler™ üzerinden hesabınıza giriş yaparak, makinelerinizin tüm kullanım ve yedek parça kataloglarına ulaşabilir, 3 boyutlu görselleri inceleyerek tüm yedek parça siparişlerinizi online olarak verebilirsiniz.
- Tesis kurulumlarınızda, hassas işlem sürecine sahip boya ve kaplama sektörüyle çalışırken karşılaştığınız teknik zorluklar neler oluyor?
Bühler’in köklü ve sistematik bir tesis ve proje mühendisliği altyapısı var. Bu, aktif olduğumuz 30’u aşkın farklı pazarda sunduğumuz 4000 çeşit makine ve 2 milyondan fazla parçadan oluşan ürün portföyümüzün getirdiği derin bir birikim. Gıda, yem, otomotiv, cam, ambalaj, savunma sanayi, kimya sanayi gibi farklı alanlardaki kurulumlarımızın çok büyük bir bölümünü komple tesis kurulumları içeriyor.
Boya ve kaplama sektöründe her ürün ve üretici kendine özel. Projenin başarısı, müşterinin isteklerini ve taleplerini çok iyi anlayarak buna uygun bir tasarım ve mühendislik anlayışı ortaya koymaktan geçiyor. Birden fazla disiplinin bir araya geldiği, çok kültürlü büyük projelerde aynı teknik dili konuşmak ve bir takım halinde çalışmak başarının anahtarını oluşturuyor.