Türkiye’de yalıtım sektörünün çatı kuruluşu İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği, enerji verimliliği, çevre dostu uygulamalar ve yapı güvenliği konularında öncü çalışmalar yürütüyor. Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; ilgili standartlara uyumdan sektördeki son gelişmelere, yapı kimyasallarının rolünden sürdürülebilirlik projelerine kadar birçok başlığı ele aldık.
- Öncelikle okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?
1980 yılında Gaziantep’te doğdum. Eğitimimi İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde tamamladıktan sonra California State University’de dil eğitimi aldım. Ardından iş hayatına yalıtım sektöründe, Eryap Grup bünyesinde başladım. Grupta farklı sorumluluklar üstlenerek edindiğim deneyimlerin ardından bugün Eryap Grup’un CEO’su olarak görev yapıyorum.
Kariyerim boyunca hem sektörel gelişime hem de sürdürülebilirlik anlayışının güçlenmesine katkı sunmayı önemsedim. Bu bakışla, uzun yıllardır aktif olduğum sivil toplum kuruluşlarında da sorumluluklar üstlendim.
2012-2015 yılları arasında XPS Isı Yalıtımı Sanayicileri Derneği (XPSDER)’de Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptım. Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği’nde (Türkiye İMSAD) Sürdürülebilirlik Komitesi üyeliği ve Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği (BİTÜDER) Yönetim Kurulu üyeliği yaptım.
2011-2017 yılları arasında İZODER’de Yönetim Kurulu Üyeliği ve ardından Başkan Vekilliği yaptıktan sonra 2021 yılından bu yana İZODER Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmalarımı sürdürüyorum.
- İZODER olarak ısı, su, ses ve yangın yalıtımı alanlarında sektöre nasıl yön veriyorsunuz? Derneğin temel misyonunu nasıl tanımlarsınız?
İZODER, ülkemizde yalıtım bilincini yaygınlaştırmak amacıyla 1993 yılında kurulmuş bir dernek. Isı, su, ses ve yangın yalıtımı alanında faaliyet gösteren üretici, satıcı ve uygulayıcıları aynı çatı altında buluşturan güçlü bir sivil toplum kuruluşuyuz. Bugün sektörde 32. yılımızı geride bırakmanın gururunu yaşıyoruz.
Kuruluşumuzdan bu yana hedefimiz: Vatandaşlarımızın enerji verimli, güvenli, sağlıklı ve konforlu yaşam alanlarında hayatlarını sürdürebilmeleri için yalıtımın önemini anlatmak. Bu doğrultuda pek çok proje, eğitim, kampanya ve iş birliğini hayata geçirdik. Yıllar içinde hem kamu hem de özel sektör nezdinde önemli bir farkındalık yaratarak yalıtım standartlarının belirlenmesi, uygulamaların zorunlu hale gelmesi ve yalıtım kredilerinin devreye alınması gibi somut gelişmelere katkı sunduk.
İZODER olarak ‘Çevreyi ve insanı önceleyen’ bir vizyonla hareket ediyoruz. Amacımız, yalıtım uygulamalarını yaygınlaştırarak hem vatandaşlarımızın yaşam kalitesini yükseltmek hem de ülkemizin enerji verimliliği hedeflerine katkı sağlamak. Bu vizyon ve sorumlulukla 32 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de Türkiye genelinde yalıtım bilincini artırmaya, enerji verimliliğini destekleyecek projeler üretmeye ve sektörün sürdürülebilir gelişimi için çalışmaya devam edeceğiz.
- Yalıtım uygulamalarında kullanılan yapı kimyasallarının teknik performansı ve çevresel etkileri konusunda bilinci artırmak noktasında neler yapıyorsunuz?
Yalıtım uygulamalarında kullanılan yapı kimyasalları, performans ve sürdürülebilirlik açısından kritik bir noktada duruyor. İZODER olarak bu konuda farkındalığın artmasını sektörün gelişimi açısından çok önemli görüyoruz.
Öncelikle yapı kimyasallarının doğru seçimi, uygun sistemlerle birlikte kullanılması ve standartlara uygun biçimde uygulanması gerektiğini her fırsatta vurguluyoruz. Bu kapsamda teknik eğitimler, seminerler ve rehber dokümanlar hazırlıyoruz. Amacımız, uygulama kalitesini yükseltmek ve yalıtımın uzun vadede güvenli, verimli şekilde hizmet etmesini sağlamak.
Ayrıca CE belgeli ve ilgili standartlara uygun ürünlerin kullanımı konusunda da bilinci artırmaya çalışıyoruz. CE işaretinin yalnızca bir formalite olmadığını, aslında ürünün performans testlerinden geçtiğini ve kalite güvencesi sunduğunu anlatıyoruz. Yalıtımın bir sistem olduğunu ve tüm bileşenlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.
Belgeli, performans beyanı yapılmış ürünlerin tercih edilmesi güvenlik, verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından büyük fark yaratıyor. Teknik performans ve kalite standartları, yalıtımda sürdürülebilir başarının temeli.
- 1 Nisan’da yürürlüğe giren TS 825 standardı ile binalarda ısı yalıtımı kurallarında ne gibi değişiklikler oldu? Bu güncelleme sektörü nasıl etkiledi?
1 Nisan 2025 tarihi itibariyle revize TS 825 Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları Standardı, zorunlu standart olarak yürürlüğe girdi. Yeni inşa edilecek ya da yalıtımı yeni yapılacak binalar açısından kritik bir adım atıldığını ve yeni bir dönemin başladığını söyleyebiliriz.
Eskiye kıyasla enerji verimliliğini yüzde 25 iyileştiren revize standart ile birlikte binaların sadece ısıtma ihtiyacına göre tasarlanması dönemi sona erdi. Bundan böyle binalar ısıtma ve soğutma ihtiyacına göre tasarlanacak.
Eski TS 825 standardı, ülkemiz 4 mevsimi yaşayan bir coğrafyada olmasına rağmen sadece ısıtma için tüketilen net enerji miktarına yönelik sınırlamalar getiriyordu. Örneğin; Antalya’daki bir konut ısıtma ihtiyacı dikkate alınarak ısı yalıtım projesi hazırlanıyordu.
Revizyonla standarda soğutma ihtiyacının hesaplanmasına yönelik ilaveler yapıldı ve ülkemizde soğutma ihtiyacının da ısıtma ihtiyacıyla birlikte tasarım aşamasında dikkate alınmasına olanak sağlandı. Özetle revize standardın iklimsel gereksinimleri karşılamada çok daha verimli bir çözüm sunduğunu böylece enerji tüketimini de anlamlı ölçüde azaltacağı ifade edebiliriz.
Elbette yeni TS 825 standardının enerji tüketimini azaltıcı etkisini görmemiz için yeni standarda göre inşa edilmiş binaların ve yeni standarda göre tadilatı yapılan binaların sayısının artması gerekecek. Ancak uzun dönem ruhsat alma istatistikleri dikkate alındığında Türkiye’de ruhsat alan yeni binaların kabaca yılda 475 bin ton eşdeğeri petrol (TEP) ilave enerji talebi yarattığını söylemek mümkün.
Yeni TS 825 standardı ile yılda yaklaşık 120 bin TEP enerji tasarrufu elde ederek ülke ekonomisine yılda yaklaşık 100 milyon dolarlık katkı sağlanmış olacak. Yapılaşmanın ortalama hızda sürmesi ve ülkemizde hiç yenileme yapılmaması durumunda bile sadece 5 yılda (2030 sonu) sağlanacak verimlilikle ülke ekonomisine katkı yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesine ulaşacak.
Binalarımızı yalıtımlı hale getirmek enerji verimliliğini artırırken karbon emisyonlarının azalmasında da etkili oluyor. TS 825 Standardı revizyonunun en önemli artılarından biri de çevre dostu yapılaşmaya yapacağı katkı olacak. Yeni standarda uygun inşa edilecek binalar sayesinde doğaya yılda 600 milyon ton eşdeğerinde karbondioksit salınımının önüne geçilecek.
- İZODER TS 825 hesap programı hakkında bilgi verir misiniz? Kimler yararlanabilir?
Standardın hayata geçmesini sağlayan en önemli araçlardan biri olan İZODER TS 825 hesap programını da yeniledik ve ücretsiz olarak tasarımcı, denetim elemanı, belediye çalışanları vb. tüm ilgililerin kullanımına açtık. İnşaat firmaları, mimarlar, müteahhitler, mühendisler ve belediyeler gibi geniş bir paydaş grubunun bina tasarım, yapım ve yenileme süreçlerini doğrudan etkileyecek olan TS 825 ile ilgili tüm detaylı bilgilere web sitemizden ulaşılabilir.
- Deprem riski yüksek bölgelerde yalıtımın yapı güvenliğiyle ilişkisi nedir? İZODER olarak bu konuda ne tür teknik çalışmalar yürütüyorsunuz?
Ne yazık ki deprem kuşağında yer alan bir ülke olmamıza rağmen güvenli yapılaşmanın temel unsurlarından biri olan yalıtım uygulamalarına hâlâ yeterince önem verilmiyor. Biz İZODER olarak yıllardır bu konunun altını çiziyoruz çünkü yalıtım sadece konfor ya da enerji tasarrufu meselesi değil aynı zamanda can güvenliğiyle doğrudan ilgili bir konu. Güvenli, konforlu ve enerji verimli yapılar artık Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri olmak zorunda.
Bugün yüzölçümünün yüzde 90’ından fazlası deprem kuşağında olan bir ülkede yaşıyoruz ve mevcut bina stokumuzun çok büyük bölümü betonarme. Büyük depremlerden sonra yapılan hasar tespit çalışmalarında yıkılan binaların çoğunda korozyon problemiyle karşılaşıyoruz. Betonarme yapılarda demirin paslanması yani korozyon, binanın adeta içten içe çürümesine neden oluyor. Ancak yalıtımla korozyona karşı güçlendirilmiş binalar depremin yıkıcı etkisi karşısında sağlam bir şekilde ayakta kalabilir.
Su yalıtımının binaların düşmanı olan korozyona karşı kalkan görevi görerek binaları koruduğunu unutmamalıyız. Bu da su yalıtımının ne kadar hayati bir konu olduğunu net bir şekilde gösteriyor.
Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin 2018 yılında yürürlüğe girmesi ile su yalıtımı zorunlu bir uygulamaya dönüştü. Söz konusu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2018’den itibaren inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 5-5,5’ini oluşturuyor.
10 milyonun üzerinde bina, 30 milyonu aşan hanenin bulunduğu ülkemizde bu düşük oranlardaki su yalıtımı uygulaması maalesef bu işin yeterince ciddiye alınmadığını ortaya koyuyor. Ülkemizde ortalama bina ömrünün 30 yıl olduğunu görüyoruz ancak bir binanın ömrü en az 80-100 yıl olmalı.
Uzun yıllar boyunca güvenli barınma sağlayacak binalar için zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve bütün süreçlerin yine tekniğine uygun şekilde denetlenmesi gerekiyor.
Bizim sürekli vurguladığımız nokta şu: Güvenli bina, doğru yalıtımla başlar. Bu anlayışın tüm paydaşlar tarafından benimsenmesi gerekiyor. Dernek olarak su yalıtımının güvenli yapılaşmada önemi ile ilgili hem karar vericiler hem de toplum bazında önemli çalışmalar yürütüyoruz.

- Su yalıtımı yönetmeliği ve uygulama kılavuzu sektör profesyonelleri için ne gibi kolaylıklar sağlıyor? Bu alanda en sık karşılaşılan uygulama hataları neler?
Su yalıtımı yönetmeliği ve uygulama kılavuzu, sektör profesyonelleri için büyük bir rehber niteliğinde. Öncelikle standartları net bir şekilde belirleyerek hem üretici hem de uygulayıcı tarafına yol gösteriyor. Böylece hangi malzemenin hangi şartlarda kullanılacağı, uygulamanın hangi teknik kriterlere uygun olması gerektiği açıkça ortaya konuyor. Bu sayede hata payı azalıyor ve yalıtım sistemlerinin performansı artıyor. Yönetmelik ve kılavuz aynı zamanda denetim süreçlerini de kolaylaştırıyor; uygulamaların mevzuata uygunluğu daha şeffaf ve takip edilebilir hale geliyor.
Uygulama tarafında ise standartlara uyulmadığında ve doğru malzeme kullanılmadığında hatalar yapılabiliyor. İZODER olarak sürekli eğitimler, seminerler ve rehber yayınlarımızla uygulayıcıları doğru yönlendirmeyi hedefliyoruz. Amacımız, su yalıtımında doğru ve sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaşmasını sağlamak; binaların dayanıklılığını ve en üst seviyeye taşımak.
İZODER olarak olası depremlere karşı yapılarda alınması gereken tedbirler noktasında ilgili kurumlar ve vatandaşlarımız nezdinde yapılması gerekenler konusunda destek oluyor ve yönlendirmelerimizi yapıyoruz. Su yalıtımı ile ilgili detaylı bilgi almak isteyen herkes web sitemizi ziyaret edebilir ya da Derneğimize ulaşarak gerekli bilgileri edinebilir.
- Ses yalıtımı ve yangın güvenliği konularında Türkiye’deki mevcut yönetmelikler yeterli mi? Bu alanlarda iyileştirme önerileriniz nelerdir?
Her iki başlık da çok önemli… Ses yalıtımı insan sağlığını doğrudan etkilerken yangın yalıtımı can güvenliği ile doğrudan ilişkili… Türkiye’de ses yalıtımı ve yangın güvenliği konularında mevcut yönetmelikler temel çerçeveyi oluşturuyor ve mevcut riskleri önlemeye yönelik önemli adımlar içeriyor ancak uygulamada bazı eksiklikler ve geliştirmesi gereken alanlar bulunuyor.
İZODER olarak bu eksiklikleri gidermek ve sektörün profesyonel gelişimini desteklemek için eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mevcut yönetmelik ve standartların ihtiyaçlar paralelinde güncellenmesinin gündeme gelmesi noktasında da İZODER olarak ilgili kurumlar nezdinde her zaman iş birliğine açık olduğumuzun, bu konuda üzerimize düşeni yapmak için elimizden gelen gayreti göstereceğimizin de altını çizmek isterim.
Son olarak yasal düzenlemeler ve yönetmeliklerin başarıya ulaşmasında eksiksiz şekilde uygulanması ve denetiminin de kritik önemde olduğunu unutmamamız gerekiyor.
- İZODER olarak 2026 yılı için sektöre dair en öncelikli gündem maddeleriniz neler?
2026’ya yaklaşırken enerji performansı yüksek, sağlıklı, güvenli ve konforlu binaların Türkiye genelinde yaygınlaşacağına dair inancımız artıyor. Güncellenen TS 825 Standardı ile çevre dostu bina hedefleri, birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak öne çıkıyor. Ulusal enerji verimliliği stratejileri, sektörün büyümesine ve yenilikçi uygulamaların gelişmesine olanak tanırken, kentsel dönüşüm sürecinin hız kazanması da yalıtım alanındaki dinamikleri güçlendiriyor.
Bununla birlikte gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de mevcut binalarda yalıtımı teşvik eden uygulamaların yaygınlaşması, sektörümüzün büyümesine katkı sağlayacaktır.
İZODER olarak sektörümüzdeki bu dönüşüm sürecinin aktif bir paydaşı olmayı sürdürüyoruz. Mevzuat uyumuna katkı sağlamak, kamuoyunda farkındalığı artırmak ve sektörümüzü geleceğin gereksinimlerine hazırlamak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor.
2026 yılında da çalışmalarımızı daha güçlü, daha bütüncül ve yenilikçi bir yaklaşımla sürdürecek; enerji verimli, güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir binaların ülke genelinde yaygınlaşması için kararlılıkla çalışacağız.