BASF, Almanya’nın Ludwigshafen kentindeki tesisinde 1,4-bütandiol (BDO) üretimini artırarak Avrupa’daki müşterilerine daha güvenilir ve istikrarlı tedarik sağlamayı hedefliyor.
Atılan bu adım, şirketin küresel pazarda yaşanan anti-damping davalarının etkilerini yönetirken Avrupa’daki tedarik güvenliğini güçlendirmesine katkı sağlayacak.
Entegre Değer Zinciri ile Güçlü Dayanıklılık
BASF’nin Verbund yapısı, asetilen değer zincirini kapsayan entegre üretim modeli sayesinde BDO üretimindeki artışın tetrahidrofuran (THF), politetrahidrofuran (PolyTHF®) ve N-metilpirolidon (NMP) gibi türev ürünlerin bulunabilirliğini de destekleyeceği belirtiliyor.
Bu yapı, polimerler, çözücüler, elastomerler ve yüksek performanslı malzemeler gibi kritik alt pazarlarda istikrarlı üretim planlamasına olanak tanıyor.
BASF Ara Ürünler Bölümü Bütandiol ve Türevleri Küresel İşletme Yönetimi Başkan Yardımcısı Verena Siegel, “Değişen küresel pazarlar ve artan bölgeselleşme ortamında, sağlam ve güvenilir bölgesel üretim kapasiteleri, alt sektörlerimiz için giderek daha kritik hale geliyor” dedi.
Asetilen ve Bütandiol Kıdemli Ürün Müdürü Sebastian Spicher ise, Ludwigshafen’deki üretim artışının nakliye ihtiyaçlarını azaltarak karbon ayak izini düşürdüğünü ve yenilenebilir ham maddelerden yararlanan yeni çözümler geliştirmeye olanak sağladığını vurguladı.
Sürdürülebilirlik İçin Önemli Adım
BASF, sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda biyokütle dengeli (BMB) BDO, THF ve PolyTHF® versiyonlarını portföyüne ekleyerek fosil kaynak kullanımını azaltmayı ve ürünlerin karbon ayak izini düşürmeyi hedefliyor.
BDO, polimerler, tekstil, otomotiv mühendisliği, ilaç ve tüketim malları gibi birçok sektörde kullanılan temel bir ara madde. BASF, Ludwigshafen (Almanya) ve Geismar (ABD) tesisleriyle BDO ve türevlerinde küresel lider konumunu sürdürüyor.