Mobilya, yapı ve endüstriyel boya alanlarında geniş ürün gamıyla sektörün öncü firmalarından Kayalar Kimya, Ar-Ge yatırımları, dijitalleşme vizyonu ve sürdürülebilirlik projeleriyle dikkat çekiyor.
2011 yılında Türkiye’nin ilk Ar-Ge merkezi unvanını alan şirket, bugün Avrupa’nın sayılı üreticileri arasında yer alıyor. Yönetim Kurulu Üyesi Tolga Kayalar ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; çevre dostu su bazlı ürünlerden enerji verimliliği yatırımlarına, global pazardaki rekabetten Türk boya sektörünün geleceğine kadar pek çok konuyu ele aldık.
· Okuyucularımız için kendinizden ve kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz?
Tabii. Kadıköy Anadolu Lisesi’nden mezun oldum ve sonrasında Kaliforniya Üniversitesi San Diego Kimya Bölümü’nü bitirdim. Mezun olduktan sonra şirketimiz Kayalar Kimya’da çalışmaya başladım. İhracat, Ar-Ge, iletişim ve pazarlama, ürün yönetimi, e-ticaret, teknoloji fonksiyonlarından sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev alıyorum.
55 ülkeye ihracat yapan şirketimiz yurt dışı odaklı büyümesiyle defalarca ihracat şampiyonu oldu. Tabii ki bu başarılar pes etmeyen ve değişimlere hızlı adapte olarak yön değiştirebilen bir ekibin sayesinde oldu. Bu anlamda da şanslı olduğumuzu düşünüyorum.
Ayrıca Kayalar-Noroo iştirakinin Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev alıyorum. Uluslararası ortaklık süreçlerinde aktif olarak rol aldım ve Güney Kore’nin en önemli boya üreticilerinden Noroo ile ortaklık sürecini de yönettim.
Kimya sektöründeki tecrübemin yanı sıra melek yatırımcıyım. Türkiye’den dünyaya açılmak isteyen start-upların kuruluş ve gelişim süreçlerine destek oluyorum. Türkiye’de ve yurt dışında biotech, sağlık, e-ticaret ve enerji girişimlerine yatırım yapıyorum.

Sektörümüzün gelişiminin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu gelişim ve değişime katkı sağlamak için Boya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu’nda (BOSAD) yer alıyorum. Bunun yanında Young President Organization’ın da üyeleri arasındayım.
Teknoloji hayatımın merkezinde yer alıyor. Dünya çok hızlı değişiyor ve ben de şirketimizin ve ekiplerimizin bu değişimin bir parçası olmaları için çabalıyorum. Ekibimin kendi iş yapışlarını yenilikçi bakış açılarıyla dönüştürebilmeleri anlamında onları teşvik ediyor ve sorumluluklar veriyorum.
Ayrıca seyahat etmeyi seviyorum ve motosikletimle Türkiye’de ve yurt dışında turlar yapıyorum. Kızım Ada ile vakit geçirmek en büyük önceliğim. Kendisi şu anda yurt dışında okuyor. Okul dışında kalan zamanlarında onunla keyifli programlar yapıyoruz. Kısacası her ne kadar çok yoğun bir tempoda çalışsam da iş- özel hayat dengesini sağlamaya çalışıyorum.
· Kayalar Kimya olarak mobilya, yapı ve endüstriyel boya alanlarında geniş bir ürün gamına sahipsiniz. Geliştirdiğiniz çözümler arasında son dönemde öne çıkan hangi ürün veya teknoloji var?
Son dönemde öne çıkan ürün ve teknolojilerimizin merkezinde çevre dostu, düşük VOC’li su bazlı sistemler yer alıyor. Kayalar Kimya olarak bugün Avrupa’nın en büyük mobilya boya ve vernik üreticilerinden biriyiz. Genç, Düfa, Woodsol ve Genç Noroo markalarımızla mobilya, inşaat ve metal sektörlerine geniş bir portföyle hizmet veriyoruz. Güçlü Ar-Ge altyapımız, Türkiye’de mobilya boya ve vernikleri alanında ilk olan uygulama ve simülasyon merkezimiz, teknik servis ekibimizle sektörde fark yaratıyoruz.
Gebze’deki ikinci fabrikamızla endüstriyel ahşap tutkalları ve bağlayıcılar alanına KayaColl, KayaTherm, KayaPur, KayaPren, KayaSit, KayaSil ve KayaFlex markalarıyla güçlü bir giriş yaptık ve bu alanda da büyümemiz sürüyor.
Hem boya hem tutkal tarafında geliştirdiğimiz yeni nesil çözümler, müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru analiz eden yaklaşımımız ve global trendleri yakından takip eden Ar-Ge vizyonumuzla şekilleniyor. Özellikle düşük karbon ayak izine sahip, çevre dostu su bazlı ürünlerin portföyümüzde hızla ağırlık kazandığını söyleyebilirim.
· 2011 yılında ilk AR-GE merkezi unvanı almaya hak kazandınız. Firmanızın rekabet gücü açısından Ar-Ge yatırımlarınızı nasıl değerlendirirsiniz?
Kayalar Kimya olarak araştırma ve inovasyona yaptığımız yatırımlar sonucunda 2011 yılında AR-GE Merkezi unvanını almaya hak kazandık. Bugün 2050 m² ’lik alanda yer alan Ar-Ge merkezimizde uzmanlaşmış profesyonel kadromuzla Avrupa’nın sayılı üreticilerinden biri haline geldik.
Başta TÜBİTAK olmak üzere, çok sayıda ulusal ve uluslararası üniversite, araştırma enstitüsü ve bilimsel kuruluş ile ortak projelere imza atıyoruz ve kendimize ait 100’ün üzerinde bağlayıcı madde üretebilme kabiliyetimizle müşterilerimizin ihtiyaçlarını birebir karşılayacak özel ürünler geliştiriyoruz.
Turkishtime’ın gerçekleştirdiği “Ar-Ge 500 Araştırması” 2024 yılı sonuçlarında da 223’üncü sırada yer aldık. Sürdürülebilir Ar- Ge yatırımlarımız ile müşterilerimizin ve sektörün ihtiyaçlarına yenilikçi çözümler sunmaya devam etmek istiyoruz.
Ayrıca bu konunun ülkemizin geleceği açısından da çok önemli olduğuna inanıyoruz. Ülkemiz Araştırma- Geliştirmeden ziyade ürün geliştirmeye odaklanmış durumda. Bizim gibi şirketlerin yatırımları ve doğru Ar-Ge stratejileri ile bu konumlanmayı da değiştirmesi gerektiğine inanıyorum.

· Endüstri 4.0’ın getirdiği dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları, Kayalar Kimya’nın üretim süreçlerini nasıl etkiledi?
Kayalar Kimya olarak bu kavramlar bu kadar trend olmadan önce üretim alanında tüm dijital yenilikleri takip ediyor ve süreçlerimize dahil ediyorduk. Türkiye’de tam otomasyon ile üretim yapan, en ileri teknoloji ile donatılmış ve sektöründe Avrupa’nın en büyük 5. üretim tesisinin sahibiyiz.
Müşterilerimiz ve potansiyel müşterilerimiz fabrikalarımızı ziyaret ettiğinde robotlarımız ve üretim hatlarımız ile modern üretim tesislerimizi gördüklerinde başarımızın nedenini anladıklarını söylüyorlar. Dijital izleme sistemleri ve otomasyon teknolojileri, üretim süreçlerimize entegre edilmiş durumda. Süreç verimliliğini artırmak ve enerji tasarrufu sağlamak adına bu teknolojileri etkin şekilde kullanıyoruz.
Ayrıca şu anda özellikle yapay zeka alanında sürekli gelişim olduğundan bu alanda da çok hızlı aksiyon alabilmek adına bir yapay zeka departmanı kuruyoruz.
Bundan sonraki dönemde de üretim ve diğer tüm süreçlerimizde maksimum verimlilik için bu uygulamaları işimizin merkezinde tutmaya devam edeceğiz.
· Kayalar Kimya’nın son dönemdeki büyüme stratejisini nasıl tanımlarsınız? Yeni pazarlara açılma veya ürün çeşitliliği açısından hangi adımlar ön planda?
Bildiğiniz üzere son dönemde dünyada ve Türkiye’de pek çok sektör zorlu bir süreçten geçiyor. Ancak biz şirket olarak büyüme stratejimizden hiçbir zaman vazgeçmedik. 2025 yılını değerlendirdiğimizde hedeflerimizle bağlantılı ilerlediğimizi söyleyebiliriz.
Stratejiler ve hedefler, global ve lokal koşullara göre değişerek şekil alıyor. Kayalar Kimya olarak biz de değişimlere çok hızlı ayak uydurabiliyoruz.
Önümüzdeki dönemde de dijital dönüşüm projelerimiz ile fark yaratmayı, su bazlı ürünlerimizle doğa dostu marka olmayı sürdürmeyi, yeni sürdürülebilirlik, geri dönüşüm ve çevre projelerine odaklanmayı, satış verimliliğimizi artırmayı, yeni teknolojik ürünler geliştirmeyi, teknoloji merkezi ve showroom sayımızı artırmayı ve yurtdışındaki varlığımızı ve yatırımlarımızı da artırarak başarımızı sürdürmeyi planlıyoruz.

· Sürdürülebilirlik ve çevre dostu üretim konusunda yaklaşımınız nedir? Bu alanda yürüttüğünüz projelerden bahseder misiniz?
Bildiğiniz üzere sürdürülebilirlik sektörümüzde giderek önemi artan konuların başında geliyor. Avrupa Birliği’nin 2026’da devreye alacağı “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” ve kimyasalların kullanımına ilişkin REACH düzenlemeleri, Türk ihracatçı firmaları için uyum sürecini hızlandırmayı zorunlu kılıyor.
Biz sürdürülebilirlikle ilgili tüm düzenlemeleri bir zorunluluk değil uzun vadeli stratejik bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Bu doğrultuda pilot projeler başlatarak üretim süreçlerinde enerji verimliliği yatırımları yapıyor, AR-GE ekibimizle birlikte düşük VOC ve uyumlu ham maddelere dayalı su bazlı sistemlerin geliştirilmesine hız veriyoruz. Geleneksel solvent bazlı ürünlerin payı azalırken, düşük karbon ayak izine sahip çevre dostu ürünler portföyümüzde ağırlık kazanıyor.
Ayrıca Dijital Ürün Pasaportu (DPP) ve sürdürülebilirlik raporlaması için ERP sistemlerimizle veri entegrasyonu hazırlıklarını yürütüyor, ürün gamımızda sürdürülebilirlik kriterlerine göre sadeleşme (SKU optimizasyonu) yapıyor ve karbon ayak izi düşük ürünlere odaklanıyoruz.
Bunların yanında fabrikalarımızın enerji ihtiyacının tamamını son yatırımımız olan Elazığ’daki Güneş Enerjisi Santralimizden sağlayacağız. Yağmur suyu geri dönüşüm projemiz, atık solvent arıtma projemiz, içme suyu arıtma projemiz ve Urla’daki 22 bin ağaçlık zeytinliğimiz ile de sürdürülebilirlik stratejimizi 360 derece ele alıyoruz.
Bu adımlar, sürdürülebilirlik yolculuğumuzda regülasyonlara uyum, müşterilerimize daha çevre dostu seçenekler sunma ve üretimimizden ofislerimize kadar her alanda çevresel etkimizi azaltma konusundaki kararlılığımızı güçlendiriyor.
· Global pazarda Türk boya sektörünün algısı sizce nasıl? Kayalar Kimya’nın uluslararası rekabetteki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Global pazarda Türk boya sektörünün algısı, özellikle çevre coğrafyalarda güven veren bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin stratejik konumu bize lojistik avantaj sunuyor. Avrupa, Asya ve Orta Doğu pazarlarına hızlı erişim sağlayarak rekabet gücümüzü artırıyoruz.
Türkiye’de, boya sektöründe global firmalar ile yarışan ve ayrıca esneklik avantajı olan çok başarılı şirketler olduğunu görüyorum. Bu durum, Türk boya sektörünün algısını her gün biraz daha yukarıya taşıyor.
Kayalar Kimya olarak 50 yıla yaklaşan tecrübemiz, tamamen yerli sermayemiz ve Türkiye’deki güçlü üretim altyapımız sayesinde hem sektörün hem de müşterilerimizin beklentilerine daha yakın olabiliyoruz. Bu da bize inovasyonda hız, ürün geliştirmede çeviklik ve hizmet kalitesinde süreklilik sağlıyor.
AR-GE süreçlerimizde hem çalışanlarımızın bilgi birikiminden hem de ulusal ve uluslararası iş birliklerinden yararlanıyoruz. Böylece yalnızca Türkiye’nin değil, global pazarın da nabzını tutuyoruz ve ihtiyaca uygun, yüksek katma değerli ürünler geliştirebiliyoruz.
Markalarımız hem kalitesiyle hem de uzun zamandır ihracatı odağımıza almış olmamızdan dolayı küresel ölçekte güvenilir bir iş ortağı olarak konumlanıyor. Bu nedenle son derece mutluyuz.
Elbette bazı zorluklar da var. Kimya sektörü Türkiye’de enerji ve ham madde açısından dışa bağımlılığın yüksek olduğu bir alan. Bu durum maliyetlerimizi ve rekabetçiliğimizi etkiliyor. Ayrıca global pazarlarda, çevresel regülasyonlara uyum sağlamak için önemli yatırımlar yapmak gerekiyor.
Ancak biz, daha önce de belirttiğim gibi sürdürülebilirliği bir zorunluluk değil, uzun vadeli bir değer olarak görüyor ve tüm süreçlerimizi bu anlayışla şekillendiriyoruz. Sonuç olarak müşterilerimizle güçlü bağlar kuruyor, inovasyonda hız kazanıyor ve Türkiye’nin sanayi gücünü dünyaya taşıyoruz. Kayalar Kimya olarak doğru stratejilerle küresel ölçekte büyümeye devam ediyoruz.
· Boya ve kaplama sektörünün geleceğine ilişkin neler söylemek istersiniz? Önümüzdeki 5 yıl içinde sizce sektörü nasıl bir dönüşüm bekliyor?
Tüm sektörlerde olduğu gibi boya ve kaplama sektöründe de global arenada ve ülkemizde ham madde, lojistik ve enerji alanlarında birtakım zorlukların yaşandığı açık. Ancak bu zorluklara rağmen araştırmalara baktığımızda ve kendi kişisel öngörülerimle değerlendirdiğimde önümüzdeki 5 yılda küresel pazarda sektör büyümeye devam edecek.
Örneğin MarketsandMarkets tarafından yayımlanan son rapora göre, küresel boya ve kaplama pazarının 2024'teki 194,5 milyar dolar seviyesinden 2029 yılına kadar yüzde 3,2 bileşik yıllık büyüme oranıyla 227,5 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Bunun yanında çevre ve sürdürülebilirlik gündeminin giderek önem kazanması nedeniyle düşük VOC’li, su bazlı ve biyobazlı sistemlere ve ürünlere geçiş hızlanacak.
Dijitalleşme, akıllı üretim ve endüstri 4.0 uygulamaları da üretim süreçlerinde verimlilik konusundaki katkılarından dolayı tam anlamıyla hayatımızın merkezinde olacak.
Bu bağlamda biz de şirket olarak yeşil ürün portföyümüzü genişletmeye, global pazarlarda büyümeye devam etmeye ve üretim süreçlerinde dijital dönüşüme hız kazandırmaya öncelik veriyoruz.