Türkiye İMSAD'da 2026 Rotası Çizildi: Başkan Murat Savcı’dan 2026 Vizyonu

İnşaat malzemeleri sanayisinin çatı kuruluşu Türkiye İMSAD’da yeni dönem heyecanı başladı. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı, sektörün 2026 yol haritasını, sürdürülebilir büyüme hamlelerini ve yeni dönemin kritik önceliklerini ilk kez Coatings Türkiye’yle paylaştı.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD), 39. Olağan Seçimli Genel Kurulu’nun ardından yeni döneme güçlü bir vizyonla adım attı. Yönetim Kurulu Başkanlığına oy birliğiyle seçilen Murat Savcı, sektörde kolektif sorumluluk anlayışıyla hareket ettiklerini vurgularken, 2026 yılı için ihracatın artırılması, yeşil dönüşümün hızlandırılması ve dijitalleşme süreçlerinin öncelikli gündem maddeleri olduğunu belirtiyor.

Savcı ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; sektörün küresel rekabet gücü, sürdürülebilir büyüme vizyonu ve Türkiye İMSAD’ın yeni dönem stratejileri üzerine kapsamlı bir değerlendirme yaptık.

  • Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

1967 yılında Adana’da doğdum. Eğitim hayatıma Tarsus Amerikan Koleji’nde başladım, ardından İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden 1990 yılında mezun oldum. Sonrasında Almanya’da Dortmund Teknik Üniversitesi’nde yapım ekonomisi ve hukuku alanında yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Bu dönemde üniversitede inşaat fiziği alanında asistan olarak görev alarak akademik ve teknik bilgiyi birlikte geliştirme imkânı buldum.

Profesyonel kariyerime Almanya’da başladım ve uzun yıllar farklı şirketlerde proje yöneticiliği görevini üstlendim. Ardından Türkiye’ye dönerek kendi kurduğum şirkette yöneticilik yaptım, sonrasında uluslararası gruplarda üst düzey görevler üstlendim.

Şu anda ise Saint-Gobain Türkiye CEO’su olarak görev yapıyor, Grubun Türkiye’deki 14 markasını kapsayan geniş bir operasyonun yönetimine liderlik ediyor ve Türkiye’deki tüm faaliyetlerinin kilit operasyonlarının stratejik yönetişiminden sorumlu olarak çalışmalarımı sürdürüyorum.

Sektörel sorumluluk vizyonuyla 2020’den bu yana Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi olarak sürdürdüğüm görevimi, 2026 itibarıyla Yönetim Kurulu Başkanı olarak devam ettiriyorum. Aynı zamanda 2023 yılından bu yana TÜSİAD üyesi olarak iş dünyasındaki çalışmalarıma devam ediyorum.

  • Profesyonel kariyerinize Almanya’da başlamak, çalışma sisteminizi nasıl şekillendirdi?

Profesyonel kariyerime Almanya’da adım atmam, çalışma disiplinimi ve yönetim anlayışımı sistematik temele oturtan bir süreç oldu. 1991–1994 yılları arasında Dortmund Teknik Üniversitesi’nde inşaat ekonomisi ve hukuku alanındaki lisansüstü çalışmalarımı sürdürürken, inşaat fiziği alanında üstlendiğim akademik asistanlık görevi teknik bilginin sahada nasıl karşılık bulduğunu bizzat deneyimlememi sağladı.

1994–2005 yılları arasında önde gelen Alman şirketlerinde yürüttüğüm proje yöneticiliği görevleri ise; sistematik planlama, süreç yönetimi ve ölçülebilir performans kültürü üzerine kurulu disiplinli ve sonuç odaklı bir profesyonel kimlik kazanmamı sağladı.

Bu süreçte edindiğim en temel yetkinlik; zaman, kalite ve maliyet dengesini titizlikle yönetme kabiliyeti oldu. Aynı zamanda süreçlerin standardizasyonu, veriye dayalı karar alma ve risk yönetimi konularında güçlü refleksler geliştirdim diyebilirim.

Mühendisliği salt teknik bir uzmanlığın ötesinde; ekonomi, hukuk ve operasyon yönetimiyle bütünleşen bir disiplin olarak görme vizyonuna bu dönemde ulaştım. Projelerin veriyle yönetilmesi ve risklerin analitik temellerle önceden tanımlanması, bugünkü yönetim reflekslerimin ana omurgasını oluşturuyor.

Türkiye’ye dönüşümle birlikte bu disiplinli modeli, ülkemizin hızlı karar alma kabiliyeti ve dinamik yapısıyla başarılı bir şekilde birleştirdim. Baumit, Koramic ve İzocam gibi kurumlarda üstlendiğim liderlik rollerinde, veri odaklı düşünme ve uzun vadeli strateji geliştirme yetkinliğini tüm operasyonel süreçlerimize yansıttım.

  • Türkiye İMSAD’ın yeni döneminin ilk Yönetim Kurulu toplantısında, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oy birliğiyle seçilmenizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye İMSAD’ın 39. Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda oy birliğiyle Yönetim Kurulu Başkanı seçilmek benim için son derece büyük bir onur ve önemli bir sorumluluk anlamına geliyor. İnşaat malzemesi sanayisinin çatı kuruluşlarından biri olan Türkiye İMSAD gibi köklü ve güçlü bir yapının yönetiminde görev almak, sektörün ortak aklını temsil eden bir yapının parçası olmayı ifade ediyor.

Bu görevi, kişisel bir makamdan ziyade sektörün geleceğine yön verecek kolektif bir sorumluluk alanı olarak görüyorum. Türkiye İMSAD’ın bugüne kadar oluşturduğu bilgi birikimi, güçlü paydaş ağı ve kurumsal hafızası yeni dönem hedeflerini ileri taşımamız için sağlam bir zemin sunuyor. Bu vesileyle önceki dönem başkanımıza ve yönetim kuruluna, sektöre kazandırdıkları vizyoner çalışmalar için de içten teşekkürlerimi iletiyorum.

Bildiğiniz gibi Türkiye İMSAD; 84 firma, 60 dernek, 5 üniversite ve 1 sendikadan oluşan geniş üye yapısı ve sektördeki yaygın etkisiyle stratejik bir karar ve temsil platformu olarak konumlanıyor. 32 binden fazla noktaya ulaşan bu ekosistem, sektörün üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve inovasyon potansiyelini doğrudan yansıtıyor.

Yeni dönemde temel hedefimiz, derneğimizi uluslararası temsil gücü daha yüksek, kapsayıcı, veri odaklı ve sonuç üretme kabiliyeti yüksek bir yapıya dönüştürmek. Küresel rekabet, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin hız kazandığı bu süreçte Türkiye İMSAD’ın rolü, sektöre yön veren stratejik bir rehber olarak daha da önem kazanıyor. Bu doğrultuda, mevcut projeleri geliştirirken aynı zamanda yeni iş birlikleri, uluslararası açılımlar ve sürdürülebilir büyüme odaklı girişimlere de öncelik vermeyi planlıyoruz.

  • İnşaat malzemesi sektörü 2026’yı nasıl geçiriyor? Dernek olarak bu yıl içinde gerçekleştirmeyi hedeflediğiniz en öncelikli gündem maddeleriniz neler?

2026 yılı, inşaat malzemesi sanayimizin tüm alt sektörleri için stratejik bir yeniden konumlanma ve büyüme yılı olarak öne çıkıyor. Bu dönemde; seramikten yapı kimyasallarına, camdan iklimlendirme sistemlerine kadar çok geniş bir yelpazeyi temsil eden sektörümüzün ana gündemini; ihracatın artırılması, pazar çeşitliliğinin genişletilmesi ve sürdürülebilir üretim modellerine geçiş oluşturuyor. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu süreç, Türkiye için kıymetli fırsatlar barındırıyor. Özellikle Avrupa ve ABD gibi büyük pazarlarda enerji verimliliği ve altyapı yenileme ihtiyacı, Türkiye inşaat malzemesi sanayisinin ihracat potansiyelini doğrudan destekliyor.

Bu ihracat potansiyelini kalıcı kılmak adına 2026 yılı, aynı zamanda yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik ekseninde yapısal değişimlerin hız kazandığı bir süreci ifade ediyor. Karbon ayak izinin azaltılması ve dijitalleşme süreçleri, artık tüm paydaşlarımızın rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar haline geldi. Türkiye İMSAD olarak biz de bu değişim rüzgarını arkamıza alarak, sektörün küresel rekabet gücünü artırmayı, ihracat pazarlarında kalıcı büyümeyi sağlamayı ve yeşil dönüşüm uyumunu hızlandırmayı öncelikli hedeflerimiz olarak belirledik. Temel amacımız; inşaat malzemesi sektörünü büyümenin ötesine taşıyarak, daha yüksek katma değer üreten ve küresel ölçekte çok daha güçlü konumlanan bir yapıya kavuşturmak.

  • İnşaat malzemesi sektörünün sürdürülebilir büyümesi için nasıl bir vizyon ortaya koyuyorsunuz?

İnşaat malzemesi sektörünün sürdürülebilir büyümesi; üretim kapasitesini artırmanın yanı sıra çevresel sorumluluk, dijital dönüşüm ve katma değerli üretim ekseninde şekilleniyor. Türkiye İMSAD olarak vizyonumuz; sektörün kısa vadeli dalgalanmalardan bağımsız, uzun vadeli ve dayanıklı bir yapıya kavuşması üzerine kurulu. Bu vizyonun temelinde ise yeşil dönüşüm, enerji verimliliği ve inovasyon odaklı üretimden oluşan üç ana sütun yer alıyor. Karbon ayak izinin azaltılması ve döngüsel ekonomi prensiplerinin sisteme entegrasyonu artık bir zorunluluk arz ediyor. Bu doğrultuda Ar-Ge yatırımlarını güçlendirerek, sektörümüzün küresel ölçekte rekabet eden, yüksek katma değerli bir yapıya dönüşmesini hedefliyoruz.

  • Dijitalleşme ve yapay zeka çağında inşaat malzemesi sektöründe ne gibi dönüşümler yaşanıyor?

 Dijitalleşme ve yapay zeka, 2026 yılı itibarıyla inşaat malzemesi sanayimizin tüm alt sektörlerinde sadece bir teknoloji yatırımı olmanın ötesine geçerek üretimden lojistiğe, hammadde yönetiminden nihai yapı performansına kadar uzanan devasa bir ekosistemi birbirine bağlıyor. Bugün artık münferit dijital çözümlerden ziyade, tüm paydaşlarımızın aynı veri dilini konuştuğu bütüncül bir dönüşümden bahsediyoruz. Tasarım aşamasında BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) ile tam entegre çalışan yapay zeka algoritmaları, farklı disiplinlerden gelen malzemelerin bir yapı içerisindeki uyumunu, enerji verimliliğini ve toplam karbon ayak izini henüz üretim başlamadan optimize etmemize imkân tanıyor.

Bu teknolojik sıçrama, üretim sahalarımızda da karşılığını buluyor. Yapay zeka destekli otonom sistemler ve makine öğrenmesi, hammadde kullanımını minimize ederken, kalite kontrol süreçlerini hatasız hale getirerek sürdürülebilirlik hedeflerimizi destekliyor. Özellikle sektörümüzün çok sesli yapısını düşündüğümüzde dijitalleşme sayesinde arz-talep dengesini daha iyi yönetebiliyor, lojistik süreçlerdeki verimliliği artırıyor ve kaynaklarımızı çok daha akıllıca kullanabiliyoruz. Manuel raporlamanın yerini alan gerçek zamanlı veri analitiği; sanayimizi operasyonel bir işleyişten, veriye dayalı stratejik bir yönetim modeline taşıyor. Türkiye İMSAD olarak dijitalleşmeyi, tüm alt sektörlerimizi küresel rekabette bir adım öne çıkaracak, çevik ve akıllı bir sanayi altyapısının anahtarı olarak görüyoruz.

  • Gelecek yıl sektörü neler bekliyor?

Gelecek yıl inşaat malzemesi sektörü açısından küresel belirsizliklerin yönetildiği, aynı zamanda fırsatların arttığı bir dönem olacak. Özellikle küresel tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanma ve bölgesel üretim eğilimleri, Türkiye’nin ihracat potansiyelini desteklemeye devam edecek.

Avrupa’da enerji verimliliği ve renovasyon ihtiyacının artması, ABD’de ise altyapı ve konut yenileme talebinin güçlü seyretmesi Türk inşaat malzemesi sektörü için önemli büyüme alanları yaratıyor. Buna ek olarak, çevre ülkelerde devam eden yeniden inşa süreçleri de ihracat açısından yeni fırsatlar sunuyor.

Ancak bu fırsatların değerlendirilebilmesi için sektörün aynı zamanda yeşil dönüşüm, karbon düzenlemeleri ve dijital uyum süreçlerine hızlı adapte olması gerekiyor. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde artan düzenleyici baskılar, ihracatın geleceğini doğrudan etkiliyor.

Bu nedenle gelecek yılın en kritik başlıkları; rekabet gücünü korumak, katma değerli üretimi artırmak ve sürdürülebilir üretim kapasitesini güçlendirmek olacaktır. Türkiye İMSAD olarak sektörün bu dönüşüm sürecinde biz de hem rehberlik eden hem de yönlendiren bir platform olmayı sürdüreceğiz.

 

İlgili Haberler